Anne-Babanın Günahları Çocuğu Etkiler mi?

İster anne-baba, ister çocukla alakalı olsun, her şey Levh-i Mahfuz'da tespit edilmiştir. Levh-i mahfuz, ilm-i İlahi'nin mahlukata taalluk eden plan ve alanının unvanıdır. Kur'an'da buna "İmam-ı Mübin" de denilmektedir. Zerrelerin hareketinden sistemlerin deveranına kadar her şey bu levhada tespit edilmiştir.

Levh-i Mahfuz'da yazılmadık hiçbir şey yoktur. Buna doğacak çocuğun bir said mi şaki mi olacağı da dahildir. Buradaki her mesele, bu büyük defterden alınmak suretiyle küçük defter olan ve Hakiki Zaman'ın bir unvanı olan Levh-i Mahv ve İsbat'ta istinsah edilir. Yani gelmiş ve gelecek, illet-malul, sebep-müsebbep kıyamete kadar manzar-ı âlâdan kendilerine bakan ilm-i İlahi altında, ne olacak, nereye gidecek, kaç adım ileriye veya geriye çekilecek bütün bunların hepsi tespit edilmiştir ve bunu sadece Allah bilmektedir.

Ayrıca bu büyük defterden (Levh-i Mahfuz) her hususun alınması ve teker teker Levh-i Mahfuz'un nümunesi olan küçük defterlere istinsah edilmesi söz konusudur. Mesela rahm-i mâderde spermle yumurta buluştuğu andan itibaren gelişmeler başlayınca yeni bir kitabet de başlar. Kâinatın misal-i musağğarı (küçültülmüş bir örneği), büyük kitabın nüsha-i suğrası (küçük kopyası) yeni bir varlık meydana gelir. (Tabii bu, âlem-i mülk itibariyledir. Yoksa melekût âlemi itibariyle insan, kâinattan daha büyüktür. Kâinat insanda matvidir, dürülmüştür.) Bu yeni varlık meydana gelince Allah'ın emriyle melekler büyük defterden onunla alakalı hususları kayd ederler. İster Levh-i Mahfuz'daki yazı olsun, ister Levh-i Mahv ve İspat'ın bir parçası olan bu misal-i musağğardaki yazı olsun, her ikisi de Allah'ın ilmî ve ıttılaı altındadır.

Ne var ki, insanın iradesi, çevrenin tesiri ve aynı zamanda ortam şartları hesaba katılmadan bir takdir de yapılmamaktadır. Binaenaleyh Levh-i Mahfuz'da, şekavetine veya saadetine delalet eden işler hesaba katılmadan bir insan hakkında ne "said" ne de "şaki"dir hükmü verilmez. Cenab-ı Hak kişinin dalalet yoluna gideceğini bildiği için o kişi hakkında "dalalete gidecek" şeklinde yazılmıştır.

İlim maluma tabidir. Levh-i Mahfuz'dan alınan bu şey, çocuğun kendi hususi defterine yazılırken aynı şekilde yazılır; ama bu arada çocuğun iradesi de göz ardı edilmez. Çocuğun iradesi, çevresi ve muhitin tesiri hesaba katılarak yazılacaklar yazılır. Öyleyse Levh-i Mahfuz'da anne karnındaki çocuğun said veya şaki yazılmasıyla, doğacak çocuğun said veya şaki olması arasında bir zıtlık yoktur. Belki burada o büyük kitaptan istinsah, teksir ve oradan alıp burada yenileme söz konusudur.

Çocuğun ne günahı var?

Peki anne-baba günah işlemişse çocuğun ne günahı var, denebilir. Bazen anne- baba haram yemiş, günah işlemişse bu işe sebebiyet vermiş olurlar; böylece çocukları da onun azabını çekerler. Mesela onlar büyük bir günah işlemişlerdir; çocukları da dünyaya sakat gelmiştir; kader, anne ve babaya çektirmiştir. Ancak burada şu da var; masum insanların çocukları da sakat doğabilir. Dolayısıyla bu meselede kat'î bir prensip söylenemez. Anne-baba dalalet içinde yüzmüşler, çocukları da şaki olmuştur. Onların işledikleri günahların çocukta bir günah ve anne-babayı üzecek bir hadise halinde zuhur etmesi muhtemel hususlardan sadece bir tanesidir. Çocuğun iradesiyle dalaletini hazırlaması sebeplerden bir diğeridir. Bu itibarla bunların hepsini birden düşünmek icab eder.

Bundan başka; Allah, çocuk daha dünyaya gelmeden onun iradesini kötüye kullanacağını bildiği için, onun hakkında şaki ve talihsiz yazmıştır. Fakat buna küçük bir sebep belki de annenin babanın haram yemesidir. Burada çocuğun iradesi nefyedilmemektedir. Anne-babanın faiz ve rüşvet yemesi, yalan söylemesi, zina etmesi çocuklarında böyle bir arıza olarak zuhur etmiştir. Biz, burada "Çocuğun günahı nedir ki?" deriz. Çocuk, kendi günahını, kendi iradesiyle yapmaktadır. Burada onun iradesi nefyedilmemektedir. Aklı başında herkes, kendisine Kur'an'ın prensipleri altında bir istikamet verebilir. Çocuk günahın içine düşerken kendi iradesiyle gitmekte ve günaha inhimak etmektedir. Bizim iradenin keyfiyetini bilip bilmememiz önemli değildir. Ama bu arada anne ve babanın işledikleri günahın bir zuhur ve neticesi olması da gayri makul değildir. Allah, çocuklarının maruz kaldığı şeyle esas ebeveyne çektirir. Mesela anne-baba haram yemişler, fiilî, kavlî zina etmişler veya ahlaksızlığa müteallik işler yapmışlardır. Cenab-ı Hak da, onların bu günahlarını çocuklarında gösterir ve onlar, bu durumu her gördüklerinde ızdırap çekerler. Burada onları müteessir edeceği gibi çocuğun işlediği günahlar sebebiyle -işin içinde çocuğun iradesi de vardır- ahirette de azap etmek suretiyle anneye babaya göstererek yine azap görebilirler. Nasıl ki burada sağlam bir İslam terbiyesi vermediği çocuğu anarşist olmak suretiyle hem dinine, hem vatanına, hem milletine düşmanlık yaparken mütedeyyin, vatanına milletine bağlı anne-baba dilgir olur, yaptığı günahın cezasını yudum yudum yudumlar ve ızdırap çeker. Aynen öyle de öteki hayatta çocuğunun şekavetini gördükçe muztarip olur ve günahının cezasını çeker. Fakat bu demek değildir ki, sadece anne ve babanın günahı çocuğu bu hale getiriyor. Zira çocuğun iradesi de işin içinde olduğundan, ne Allah'a isnat edeceğimiz bir cebir (zorlama), ne de anne ve babanın günahı çocuğa yüklendi de çocuk masum olarak bunu çekiyor gibi bir durum söz konusudur.

Pin It

Anne-baba

  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2024 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.