Geçmişteki Mabetler

Bir zamanlar mabed, manâlarla, duygularla dopdolu, en ledünnî hislerle taşkın ve semtine uğrayanlarla konuşan, dertleşen, içini çeken, içini döken, onların sevinç ve tasalarını paylaşan bir canlı gibiydi. Günde birkaç defa ona ulaşabilenler, içlerini boşaltır, gamdan, kederden uzaklaşır ve öteler adına azıklarını alır, sonra da bir uhrevî seyahate hazırlanmış gibi beklerlerdi. O zamanlar mabet, öyle bir rüya ve hülyâ ülkesiydi ki, insan orada bütün derinlikleriyle gerçek huzuru ve mutluluğu bulur.. rûhî ve bedenî hazların en erişilmezlerine ererdi. Gözleri ötelerin ufuklarında olanlar için orada her şey, sanki daha önce bir başka yerde görülmüş, tanınmış gibi sımsıcak, içli ve âdetâ ruhlarının aksesuarı gibiydi.. Oraya adımlarını atar atmaz, birden bire cismâniyetin pancurları aralanıyor gibi olur; o aralıkların genişlikleri nispetinde, ötelere ait güzellikler ve ışıklar, onlardan içeriye akmaya başlar ve gelir namaz kılanların sînelerine dökülürdü.. veya biz öyle itikat ederdik...

Hayatını, ev-iş-mabed arası bir kaneviçe gibi ören bahtiyarlar, günde birkaç defa, gökleri ve gökler ötesi âlemleri, hem de o baş döndürücü armonileriyle, düşünce dünyalarından geçirir, bir meşher gibi tekrar tekrar temâşâ eder ve bu semâvî ziyafetin çevresinde, bal özü arayan arılar gibi hazdan hazza uçar dururlardı.

Mabedi düşünüp de, arzuları, istekleri, emelleri yıldızlar kadar çok olan mü'min gönüllere ondan fışkıran ziyayı, nuru, lezzeti, huzûru, hazzı ve zevki hatırlamamak mümkün mü?

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2025 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.